Passion change everything.
Doğamızdan gelen bir güç savaşı içindeyiz. Öyle bir ayar tutturmamız gerekiyor ki fazlası dışımızdakileri, azı ise içimizdekini mahvediyor. Hepimiz farkındayız o savaşın. Hani bazen her şey tek bir an da kafamıza dank ediyor ve "Ne için tüm bu uğraşım?" diye soruyoruz ya. Tam her şeyi boşvermişliğe terk edecekken bir bakıyoruz ki tekrardan gardımızı almışız. Tekrar hırslarımızın, nereden geldiğini bilmediğimiz amaçlarımızın peşinde koşuyoruz. Bilmem ben de öyle. Gözlemlediğim birçok kişide de öyle. Farklı boyutlarda, şekillerde. Herkes de, her şey de var bu savaş. Kara delikler bile büyümek için sürekli bir şeyleri yutmak zorunda. Baktığın her yerde görüyorsun bu güç savaşını. Ama görmemiş gibi yapmak kolayına geliyor. Günlük hayatında içinde bulunduğun en küçük birim de bile önüne dikiliyor bu güç savaşı. Devletler de bu güç savaşlarını politik savaştan fiziksel savaşa döktüğünde her şey 'yasal' ve 'ülke çıkarı' için olurken; sen güç savaşlarını karşındaki bireyde fiziksel bile olmayan, dürtüsel olarak verdiğinde bu seni bencil ve zalim kılabiliyor. Kılmalı da zaten. Çünkü artık düşünen bir varlıksın ve kontrol etmelisin de. Ama sadece seni, bencil ve zalim kılmamalı. İki yüzlü devletleri de kılmalı. Aç karnı için ekmek çalan çocukları hapse atan yasalar, aç gözleri için başka ülkelerin huzurunu çalan devletleri de durdurmalı. Asla gerçekleşmeyecek bir ütopya da tabii.
Benim için eleştirmek kolay. Herkes gibi yasalarla korunan bir güç kalkanının arkasından çevremle ve kendimle mental savaşımı veriyorum. Peki o yasaların kapsamadığı insanlardan olsaydık? Yine böyle 'masum' kalabilir miydik?
Tabii ki mental savaşlar da fiziksel olanından daha yıkıcı olabiliyor. Çevrene uyguladığın kadar sen de içindesin ve zarar görüyorsun bu savaştan. Ve yine tek bir soru zihnimde? Neden? Neden bu uğraş? Nereden geldi de girdi zihnime? En başta dediğim gibi. Doğamız da var. Ama bunu besleyip seni ve etrafını yakacak bir ateşe çevirmekte, yahut sadece seni ısıtacak kadar bulundurmakta kişinin elinde. İçindeki ateşi sadece kendini ısıtmak ve çevresini aydınlatmakla sınırlı tutan insanlara hayranım. Çünkü herkes gibi güce sahipler tek farkları onu kontrol edebiliyorlar. Ve mükemmel bir iç huzurları var. Ve onunla etraflarındaki herkesi de iyileştirebiliyorlar. O hep dayatılan savaşlar için değil de kendileri ve sevdikleri için yaşıyorlar. Sevdikleri işlerin peşinden gidiyorlar. Paranın değil. Dokundukları her şeyi sihirli kılmalarının sebebi de bu. Hayatları tutkular üzerine kurulu. Utkular üzerine değil. Bu da onların gerçek zaferleri bence. Size hayranım güzel insanlar. İlham perisi olmaya devam edin. Yeryüzüne dayanabilmenin tek yolu sizin saçtığınız bu umut ışığı.
Benim için eleştirmek kolay. Herkes gibi yasalarla korunan bir güç kalkanının arkasından çevremle ve kendimle mental savaşımı veriyorum. Peki o yasaların kapsamadığı insanlardan olsaydık? Yine böyle 'masum' kalabilir miydik?
Tabii ki mental savaşlar da fiziksel olanından daha yıkıcı olabiliyor. Çevrene uyguladığın kadar sen de içindesin ve zarar görüyorsun bu savaştan. Ve yine tek bir soru zihnimde? Neden? Neden bu uğraş? Nereden geldi de girdi zihnime? En başta dediğim gibi. Doğamız da var. Ama bunu besleyip seni ve etrafını yakacak bir ateşe çevirmekte, yahut sadece seni ısıtacak kadar bulundurmakta kişinin elinde. İçindeki ateşi sadece kendini ısıtmak ve çevresini aydınlatmakla sınırlı tutan insanlara hayranım. Çünkü herkes gibi güce sahipler tek farkları onu kontrol edebiliyorlar. Ve mükemmel bir iç huzurları var. Ve onunla etraflarındaki herkesi de iyileştirebiliyorlar. O hep dayatılan savaşlar için değil de kendileri ve sevdikleri için yaşıyorlar. Sevdikleri işlerin peşinden gidiyorlar. Paranın değil. Dokundukları her şeyi sihirli kılmalarının sebebi de bu. Hayatları tutkular üzerine kurulu. Utkular üzerine değil. Bu da onların gerçek zaferleri bence. Size hayranım güzel insanlar. İlham perisi olmaya devam edin. Yeryüzüne dayanabilmenin tek yolu sizin saçtığınız bu umut ışığı.
Yorumlar
Yorum Gönder