Hoşçakalın
Hiç olmadığım kadar yalnız ve başıboş hissediyorum.
Dün eve girdiğimde benim burada ne işim var diye ağlamaya başladım. Bu kentte bu işte bu evde ne işim var.
Ekonomik buhran, gelecek kaygısı, çok yakınımda çıkan korona, hatta ev arkadaşımın da korona olması, pazartesi teste gidecek olmam, çalıştığım çocukların yaşça çok küçük grup olması ve sürekli bitmeyen zorlukları, üstüne kaka-çiş-kusmuk ekseninde seyir etmemiz, üstüne velimin cimere şikayet etmesi, yol, yorgunluk, alınan üç kuruş para, onun da yine de akranlarıma göre iyi olması, yakınların artık uzak olması, ya zoraki davranmaları ya da en ufak bir şikayette bulunduğumda bizim de hayatımız kötü diye susturmaları, varoluşsal sancılarım, hayatta istediğimin kesinlikle bu olmaması, istediklerim için çabalayamamam, aslında ne istediğimi tam bilememem çünkü artık eski ben olmamam, üretmeyen, düşünmeyen, hayal etmeyen, korkak aciz bir insana dönüşmem. Terapiye gidecek cesaretimin bile olmaması. Sürekli mutsuzluk ve cesaretsizlikle suçlanmam, bunun beni daha da dibe çekmesi. En yakınlarımın artık en yakınımda olmaması. Aslında kimsenin olmaması.
Kalben geçen günkü yazısında demiş ki hiçbir şeye bağımlı değilim aşkınıza, sevginize bile.
O kadar güçlü değilim, sevginize bağımlıyım ben.
Herkese her şeye siktiri çekebilmek isterdim.
Kalbimi kıranları umursamamak isterdim.
Sizin kadar güçlü olmak isterdim.
İnsanların bendeki mutsuzluk sandığı şey benim parçam.
Sizin gece başınızı yastığa koyduğunuzda düşündüğünüz varoluşsal şeyleri Ben her saniye düşünüyorum.
Aklı olan böyle olmaz zaten.
Bendeki deliliğin benzerine bir Yasemin Mori'nin şarkılarında buldum. Bir de birkaç şarkı ve film daha. Sanırım bu yüzden uzun süre sanatçı olmak istedim. Anlaşılabileyim ve anlatayım diye.
Eskiden sanat camiasında da herkesin benim gibi buhranlı ve düşünmeye meyilli olduğunu sanıyordum. Şimdi görüyorum ki moda ve cihangir'de takılıp; hayatta sex, parti ve ün hedeflemekten fazlası yapmayan lümpenler çoğu.
Acaba benim gibi varoluşa kafayı takanlar nerede? Modada kimsenin dikkat etmediği bir duvara boydan boya Cahit Arf'ın resmini asıp onun şu sözünü yazmışlar "Hayatın anlamını arıyorsan sayılara gel."
Belki de temel bilim okumalıydım.
Ait olduğum insanları bulabilmek için.
Çünkü elimde olan lisansla yapabileceğimi yapmaya çalıştım. Normal olmaya çalıştım.
İşe başlamak, belli şeylerin sistemin istediği şekilde ilerlemesi beni düzeltir sanmıştım.
Güzel kafelere gidip güzel storyler atınca kafamdaki ses susar sanmıştım. Ben de herkes gibi olurum sanmıştım.
Tek derdim para olur ve bunun için çabalarım sanmıştım.
Koca evrenin kafamızın üzerinde asılı durduğu gerçeğini gözardı ederim sanmıştım.
Hoşçakalın.
Yorumlar
Yorum Gönder