Kendime mektup.

Merhaba🌠
'Merhaba' çok güzel bir kelime değil mi? Naif, sıcak ve dümdüz. Lafı uzatmayacağım. Aslında defterimde, kendime yazdığım bir yazı bu. Kendimi kutladığım ve kabul ettiğim. Çünkü olduğum kişiyi kabul etmek, seçimlerim ile yüzleşmek benim çok vaktimi aldı. Hani diyor ya Özdemir Asaf:

Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı 
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum 

  işte o hesap. Belki dedim, benimle benzer durumda olanlar varsa, kendime yazdığım yazı onlara da ilham verir.


Başlıyorum.

          Canım kendim,
                                             Seni çok seviyorum.
Yılın son zamanları ile bearaber, en güzel zamanlarına da gelmiş bulunmaktayız. Ve yeni yaşımı kutlamaya günler kala, büyüdüğümü hissediyorum.
          Kaçıyordum ve tembellik ediyordum bir süredir. Hayatımın merkezine bir şeyleri koymuşum kimi zaman bilerek kimi zaman farkında olmadan. Ama asıl soruyu çoğu zaman atlamışım. "Ben kimim ve gerçekten ne istiyorum?" Bir ara soruyordum başlarda. Ama o zamanda olaylara ve kişilere takılıp kalmışım. Tabii bunu şimdi, geriye baktığımda görebiliyorum. Yaşananlara takılı kalmak ise beni atıl bıraktı. İnsan kendine acımamalı. Acımak, kendine yapacağın en büyük kötülü olur.
           Bi de tembellik varsa kanında vay haline! Nitekim de böyle oldu. Şimdi dönüp bakıyorum da, koskoca 4 yıl! Çok daha güzel geçermiş. Gerçi zaten güzel geçti de, verimli diyelim bi ona. Ama insan yaşamadan fark edemiyor bazı şeyleri. Bu gelecekte de böyle olacak. Milyonlarca Cemre kafamda, milyonlarca yaşamda milyonlarca evren de her biri kendini arıyor; kendi savaşını veriyor. (bkz: https://forinari.blogspot.com/2017/09/tesekkurler-sylvia-54-yl-oncesinden.html )
Fakat artık gördüğüm tek bir şey var.
🌟Mutlu ol. Eğlen.🌟
Çok ciddiye almışım her şeyi. Ya da hiç almamışım. Olayları, insanları ve sorunları çok takmışım mesela. 
Hayallerimi ise takmamışım.
Bir avuç insan için ya da kendi kuruntularım uğruna harcamışım.
Oysa önemli olan tek şey mutlu olmak. Mükemmel olmak değil.
Kırılırım korkusu ile vitrinde bekleyen cam bebekten farkın kalmıyor ki o zaman.

Kırılacaksın da.
Risk de alacaksın.
Ama parçalar tekrar oturacak yerine. 
Kintsugi nedir?
Kırılan bir nesneyi eskisinden daha güzel ve değerli hale getirmek için çatlak ve kırıkların altın kullanılarak onarılması esasına dayanan Japon sanatı. Bu sanata göre kırılmak, bozulma ve yokluğa gidiş değil, yeni bir varoluş biçimidir.
Yani hayat nasıl bakarsan öyle aslında. Ve umut her zaman vardır güzel kızım.
Çünkü ben hissediyorum. Güzel şeyler olacak. Kötü şeyler de olacak elbet ama hiçbiri sonsuza dek sürmeyecek. Ta ki biz kendi sonsuzluğumuza kavuşuncaya dek. O vakte kadar buradayız ve yaşadığımız anın keyfini çıkarmalıyız. Şükrederek, severek ve umarak. 
Kendimi seviyorum, yeni yaşım kutlu olsun!








Yorumlar

Popüler Yayınlar